I. Giriş

New Mexico Eyaleti İlk Derece Mahkemesi (First Judicial District Court), New Mexico ex rel. Torrez v. Meta Platforms, Inc. davasında 6 Ağutos 2026 tarihli kararıyla sosyal medya devi Meta şirketini çocukları korumada yetersiz kaldığı ve “kamusal rahatsızlık” (public nuisance) yarattığı gerekçesiyle, zararların giderilmesi amacıyla oluşturulan bir fona 567 milyon dolar ödemesine hükmetmiştir. Bu karar, aynı davanın ilk aşamasında Meta’nın New Mexico Haksız Ticari Uygulamalar Kanunu’nu ihlal ettiği gerekçesiyle hükmedilen 375 milyon dolarlık yaptırımla birlikte, bir eyaletin çocuk güvenliği gerekçesiyle Meta’ya karşı açtığı davanın lehine sonuçlandığı ilk örnek olması bakımından emsal niteliği taşımaktadır. Nitekim mahkeme, sosyal medya platformlarının çocuklar üzerinde yarattığı psikolojik zararı ve istismar risklerini adeta bir fabrikanın yaydığı çevre kirliliğine benzetmiş ve şirketin kamuoyunu bu risklere karşı yeterince uyarmadığını vurgulamıştır. Bu haliyle karar, teknoloji devlerinin geniş kapsamlı bir hukuki sorumlulukla karşı karşıya kaldığı yeni bir dönemin işareti olarak okunabilir. Bu çalışmada kararın arka planı özetlendikten sonra, sosyal medya algoritmalarının bağımlılık yaratma mekanizması ve bu mekanizmanın hukuki alandaki yansımaları sırasıyla ele alınacaktır.

 

II. Sosyal Medya Algoritmalarının Bağımlılık Yaratma Mekanizması

Sosyal medya platformlarının kullanıcıyı ekranda tutan tasarımı tesadüfi değildir; davranış bilimindeki köklü mekanizmalara dayanmaktadır. Bunların başında, kumar makinelerinde de kullanılan değişken oranlı pekiştirme (variable ratio reinforcement) ilkesi gelmektedir: kullanıcı her kaydırdığında ne ile karşılaşacağını bilemez; bazen sıkıcı, bazen son derece ilgi çekici içerikle karşılaşır ve bu öngörülemezlik, ödül sistemini sabit bir uyarandan çok daha güçlü şekilde tetikler. Söz konusu etki, sonsuz kaydırma (infinite scroll) ve otomatik oynatma (autoplay) gibi tasarım unsurlarıyla daha da pekişmektedir; zira bu unsurlar, bir kitabın sayfasının ya da bir programın bölümünün bitmesiyle oluşan doğal “durma noktasını” ortadan kaldırmakta, kullanıcının bilinçli bir karar vermeden akışa devam etmesine yol açmaktadır. Kaldı ki bu durum, güncel dilde “doomscrolling” olarak adlandırılan; kullanıcının olumsuz veya kaygı verici içeriği dahi bilinçli bir tercih olmaksızın saatlerce kesintisiz tükettiği davranış örüntüsünü doğurmuştur. Öte yandan beğeni sayaçları ve bildirimler aracılığıyla işleyen sosyal onay döngüsü de üçüncü bir mekanizma olarak karşımıza çıkmaktadır; zira New Mexico kararında hâkimin 18 yaş altı kullanıcılar için beğeni sayacının kaldırılmasını emretmesi, bu mekanizmanın hukuken de bir zarar kaynağı sayıldığını göstermektedir. Son tahlilde, platformların kişiselleştirilmiş tavsiye algoritmaları (recommendation algorithms), kullanıcının geçmiş davranışlarını öğrenerek onu platformda en uzun süre tutacak içeriği önceliklendirmektedir; nitekim New Mexico kararında bu algoritmaların küçük yaştaki kullanıcıları zararlı içerik ve kişilere “yönlendirdiği” tespiti, söz konusu tasarımın salt psikolojik değil, doğrudan hukuki bir sonuç doğurduğunu ortaya koymuştur.

 

III. Hukuki Analiz: İçerik–Tasarım Ayrımı ve Section 230’un Aşınması

Amerikan hukukunda sosyal medya şirketleri, uzun süre iki temel savunma hattının arkasına sığınabilmiştir. Bunlardan ilki, 1996 tarihli İletişim Ahlakı Yasası’nın (Communications Decency Act) 230. maddesidir (Section 230); bu hüküm, platformları kullanıcıların paylaştığı üçüncü taraf içeriklerinden doğan sorumluluktan büyük ölçüde muaf tutmaktadır. İkincisi ise, tavsiye algoritmalarının bir tür editoryal/ifade faaliyeti sayılması nedeniyle ifade özgürlüğünü koruyan Anayasa’nın 1. Ek Maddesi’dir (First Amendment). Ne var ki son dönem içtihadında mahkemeler, bahsi geçen savunmaların mutlak olmadığını vurgular hale gelmiştir. Şöyle ki, buradaki temel ayrım “İçerik” (content) ile “tasarım” (design) arasındadır: davacılar artık platformun hangi içeriği gösterdiğini değil, “sonsuz kaydırma”, “otomatik oynatma”, “bildirim zamanlaması” ve “ödül mekanizmaları” gibi ürün özelliklerini, yani içeriğin nasıl sunulduğunu dava konusu yapmaktadır. Bu itibarla söz konusu zarar, üçüncü tarafın yayınladığı bir içerikten değil, doğrudan şirketin kendi ürün tasarım kararlarından kaynaklanmakta ve bu da onu Section 230’un koruma alanı dışına taşımaktadır. New Mexico kararı, bu eğilimin en somut örneklerinden birini teşkil etmektedir: mahkeme, Meta’nın tavsiye algoritmalarının küçük yaştaki kullanıcıları zararlı içerik ve kişilere yönlendirdiğini tespit ederek sorumluluğu bir içerik meselesi değil, bir tasarım kusuru olarak nitelendirmiştir. Hukuki tezahürü itibarıyla, zararın “kamusal rahatsızlık” (public nuisance) doktrini altında değerlendirilmesi de ayrıca dikkat çekicidir; zira bu doktrin geleneksel olarak fiziksel/çevresel zararlar için kullanılagelmişken, artık dijital platform tasarımına da tatbik edilir hale gelmiştir. Bu suretle sorumluluk alanının sosyal medya şirketleri aleyhine genişlediği açıkça müşahede edilmektedir.

IV. Karşılaştırmalı Değerlendirme

New Mexico kararı, ABD’ye özgü izole bir gelişme olmayıp, küresel bir eğilimin parçasını oluşturmaktadır; zira Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık da benzer kaygılarla çocukların sosyal medya kullanımını sınırlayan düzenlemeler geliştirmektedir. Aradaki temel fark, ABD’de sorumluluğun mahkeme kararlarıyla geriye dönük biçimde, Avrupa’da ise düzenleyici mevzuatla önleyici biçimde inşa edilmesidir. Bununla birlikte ortak nokta açıktır: sosyal medya platformları artık tarafsız birer araç değil, tasarım kararlarının sonuçlarından sorumlu tutulabilecek ürünler olarak görülmeye başlanmıştır.

 

V. Sonuç

New Mexico kararı, sosyal medya platformlarının tasarımı ile kullanıcı davranışı arasındaki ilişkinin artık soyut bir tartışma konusu olmaktan çıkıp somut bir hukuki sorumluluk alanına dönüştüğünü göstermektedir. Değişken oranlı pekiştirme, sonsuz kaydırma ve kişiselleştirilmiş algoritmalar gibi tasarım unsurlarının kullanıcıyı bilinçli bir tercihten yoksun bırakacak şekilde bağımlılık yaratması, mahkemeler nezdinde bir “ürün kusuru” olarak değerlendirilir hale gelmiştir. Bu gelişme, Section 230 ve ifade özgürlüğü savunmalarının mutlak bir kalkan teşkil etmediğini; platformların, kullanıcıyı ekranda tutmak üzere tasarladıkları mekanizmaların sonuçlarından da sorumlu tutulabileceğini ortaya koymaktadır. Kanaatimizce sosyal medya şirketleri için önümüzdeki dönem, yalnızca hukuki risk yönetimini değil, ürün tasarımının baştan itibaren sorumluluk bilinciyle kurgulanmasını da zorunlu kılacaktır.

Kaynakça

New Mexico ex rel. Torrez v. Meta Platforms, Inc., No. D-101-CV-2023-02838 (N.M. 1st Jud. Dist. Ct. Aug. 6, 2026) (Findings of Fact, Conclusions of Law, and Judgment, Order, and Decree of the Court).

BBC News, “Meta ordered to pay $567m for failing to protect children”, 6 Ağustos 2026, https://www.bbc.com/news/articles/cd7lz3wr2rlo (Erişim tarihi: 9 Ağustos 2026).

BBC News, ilgili davanın önceki aşamasına (375 milyon dolarlık yaptırım) dair haber, https://www.bbc.com/news/articles/cql75dn07n2o (Erişim tarihi: 9 Ağustos 2026).

Communications Decency Act of 1996, 47 U.S.C. § 230.

Wolfram Schultz, Peter Dayan ve P. Read Montague, “A Neural Substrate of Prediction and Reward”, Science, C. 275, S. 5306, 1997, s. 1593-1599, https://www.science.org/doi/10.1126/science.275.5306.1593.

Charles B. Ferster ve Burrhus Frederic Skinner, Schedules of Reinforcement, New York, Appleton-Century-Crofts, 1957.

Natasha Dow Schüll, Addiction by Design: Machine Gambling in Las Vegas, Princeton, Princeton University Press, 2012.

 

© 2018 Kaptan Avukatlık Bürosu. Tüm Hakları Gizlidir. logo-footer

Bülent KAPTAN has set up his private practice as a member of Izmir Bar Association in 1991.
He was registered as Trademark and Patent Attorney to TPE (Turkish Patent Institute, not Turkish Patent and Trademark Office) in 1999. He has attended to Patent Attorneys Professional Training Programmes given by World Intellectual Property Organization as a distant education and an 8 months programme in TPE collabration with European Patent Office.

In 2002, he participated an English Translation Training for 20 months, organized by one of the M.E.B (Ministry of Education) affiliated private education institution.

He is a member of ICC Turkish National Committee and PEM Trademark and Patent Attorneys’ Assocation.

He has been writing in “Refrigeration World”, a publication of Aegean Region Refrigeration Industry and Business Association, since 2002.

He speaks English, German(A2) and Chinese (A2).

Stj. Avukat Ayça BAŞARAN, 2002 yılında Ankara’da doğmuştur. Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2024 yılında mezun olmuştur. İngilizce bilmektedir.

Av. Özge ERDOĞAN, 1997 Adana doğumludur. 2019 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olup 2019 yılından itibaren hukuk büromuzda çalışan ve aynı zamanda İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde Özel Hukuk bölümünde yüksek lisans eğitimini sürdüren Özge ERDOĞAN ileri seviyede İngilizce bilmektedir.

 

Yönetici asistanı Gamze Yalçın, 1995 İzmir doğumludur. 2016 yılında Celal Bayar Üniversitesi Turgutlu Meslek Yüksek Okulundan mezun olmuştur .

 

Trainee Lawyer Artun Alp KAPLAN has graduated from Kadir Has University Law Faculty in 2023. He wrote his thesis on the subject of Intellectual Property Rights. Artun Alp KAPLAN speaks Turkish and English.

 

Intern Lawyer Ayça BAŞARAN was born in Ankara in 2002. She graduated from Anadolu University Faculty of Law in 2024. She speaks English.

 

Executive assistant Gamze Yalçın was born in Izmir in 1995. She graduated from Celal Bayar University Turgutlu Vocational School in 2016.


Avukat Aysu Ayten, 1999 yılında İzmir’de doğmuştur. 2023 yılında Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuştur.İngilizce bilmektedir.


Attorney Aysu Ayten was born in İzmir in 1999. She graduated from the Faculty of Law at Yalova University in 2023. She is proficient in English.


Intern Lawyer Ayça BAŞARAN was born in Ankara in 2002. He graduated from Anadolu University Faculty of Law in 2024. He speaks English.


Stajyer Avukat Kemal Cem SÖYLEMEZ, 1987 yılında İzmir’de doğdu. 2009 yılında Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden, 2025 yılında ise İzmir Demokrasi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. İngilizce konuşmaktadır.

Trainee Lawyer Kemal Cem SÖYLEMEZ was born in İzmir in 1987. He graduated from Boğaziçi University Faculty of Business Administration in 2009 and from İzmir Democracy University Faculty of Law in 2025. He speaks English.

Stajyer Avukat Arda Ediz ARIK, 1999 yılında Kayseri’de doğmuştur. İzmir Bakırçay Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 2024 yılında mezun olmuştur.İngilizce bilmektedir.


Trainee Lawyer Arda Ediz ARIK was born in Kayseri in 1999. He graduated from the Faculty of Law at İzmir Bakırçay University in 2024 and is currently completing his legal traineeship. He is proficent in English